Nurbil Demet GÜNBAY
Sancaktepe Bölge Şefi
demetgunbay@hotmail.com
18.03.2013

KORULAR

İstanbul’a Nefes Aldıran Mekanlar

Koru, şehir içinde ya da şehirlerin yakın çevresinde yer alan, çevresi sınırlandırılmış büyük ağaç topluluklarıdır. Tarihî kentlerde görülen korular genelde korunmuş orman parçalarıdır.

Korular, şehiriçi hava kirliliğini temizlemeleri açısından oldukça önemli rol oynamaktadır. Ayrıca oluşturdukları ses duvarıyla da şehir sakinleri için önemli bir dinlenme alanı durumundadırlar. İstanbul’daki korular, doğal su kaynakları, sosyal etkinlik alanları ve farklı bitki örtüleri ile kentin yoğunluğundan uzaklaşmak isteyenlere doğayla iç içe vakit geçirme imkanı sağlıyor. Barındırdıkları canlı türleri de bulunduğu çevre için özel öneme sahiptir.

İstanbul da irili ufakli yaklaşık 54 adet koru bulunmaktadır ve bunlardan 11 adeti İstanbul Büyükşehir Belediyesi ‘ne aittir. Bu korular kentleşme nedeni ile zamanla tahrip edilen ormanlardan kalan günümüze kadar korunan yerlerdir ve şehir hayatında nefes alınacak kısıtlı yerlerdendir.Genellikle İstanbul boğazına bakan yamaçlarda toplanmıştır.Uzun yıllar mülkiyet sorunu,yapılaşma,denetimsizlik,vb..nednelerle bakımsız ve başıboş bırakılan korularımız belediyemizce bakımlarına başlandıktan sonra ,park haline getirilip, dokuları korunarak halka açık hale getirilen ve yaklaşık 398 hektar alana sahip korular, her türlü dinlenme, gezi, piknik ve spor etkinlikleri ile festivallere ev sahipliği yapıyor. 24 saat boyunca güvenlik önlemlerinin alındığı korulara mevcut bitki örtüsü korunarak, çim, çiçek ve ağaç takviyesi yapılıyor. Korular, içerisinde barındırdığı göller, havuzlar, su kanalları ile çeşitli çiçek türleri, asırlık ağaçları, Boğaz’a hakim manzaralarıyla yılın her mevsiminde güzellikleriyle ziyaretçilerini etkiliyor.

Belediyemize ait olan Anadolu yakası koruları Fethipaşa Korusu,Küçük Çamlıca Korusu, Büyük Çamlıca Korusu, Beykoz Korusu, Çubuklu Korusu(Hidiv İsmail Paşa), Osmangazi Korusu ve Harem Korusu’dur.
Kimilerinin geçmişi Bizans dönemine değin uzanmaktadır. İstanbul korularının çoğu, Osmanlı döneminde padişahlara ya da diğer devlet adamlarına aitti. Osmanlı İmparatorluğunun ileri gelenleri korularda kurdukları çiftliklerde ya da inşa ettirdikleri konaklarda yılın bir bölümünü geçirirlerdi. Koruların büyük bir bölümü günümüzde hâlâ Osmanlı dönemindeki sahiplerinin adlarıyla anılmaktadır.

Osmanlı padişahlarının avlaklarının önemli bir bölümünü oluşturan korular, genelde yüksek duvarlarla çevrildiği için iyi korunarak günümüze ulaşmışlardır. Bu korulardan kimileri İstanbul´un en eski ağaçlarına ev sahipliği yapmaktadır. Korularda Türkiye iklimine yabancı, Amerika ve Afrika kökenli anıt ağaçlar da dikkat çekmektedir. Bu ağaçların fidanları Osmanlı sarayına dış ülkelerden armağan edilmek suretiyle girmiş ve korulara dikilerek değerlendirilmiştir.

Halihazırda korularımızda fıstık çamı, çitlembik, meşe, dişbudak, sakız ağacı, Trabzon hurması, at kestanesi, üvez,porsuk, gürgen, karaçam, kızılçam, ıhlamur, ve de İstanbul un simgesi olan erguvan ağaç çeşitleri mevcuttur.Nisan ayı sonunda erguvanların açması ile korularımız adeta baharın geldiğini tüm İstanbul´ a bildirmektedir.

Ayrıca korularımızda yüzlerce soğanlı bitki bulunmaktadır;lale,sümbül,nergis,vs..Nisan ayında lalelerin açması ile korularımız renk cümbüşü ile fotoğraf meraklıları için doğal stüdyo olmaktadır.


Yazarın Son Yazıları

BELEDİYE BAŞKANIMIZ
DAİRE BAŞKANIMIZ
MÜDÜRÜMÜZ
BU AY YAPILACAKLAR
Daimi yeşil çalı bitkilerinin dikim işlemini tamamlayın.
Dilediğiniz ağaç ya da çalıdan çelik alıp ışıklı,sıcak bir ortamda köklendirin.Bu kapalı bir balkon veya sera olabilir.
Çam tipi ibreli çitleri son kez budayın.
Dökülen yaprakları toplayıp biriktirin. Çim üzerinde kalmasınlar. Çürürken hastalık yaratabilirler.
Kelleşmiş çim alanlarını söküp ters çevirip üzerine tekrar çim tohumu ve toprak atarak yenileyin.
Bitkisiz alanları çapalayın. Yağmur girişini,toprağın havalandırılmasını sağlayın.
Hastalıklı bitkileri budayın ve çıkan tüm malzemeyi açık ve tehlikesiz bir alanda yakın.